Kayıtlar

Her dönem kendi parodisini gerçekleştirerek son bulur!

kierkegaard Her dönem kendi parodisini gerçekleştirerek son bulur!

Jackson Pollock

Jackson Pollock (28 Ocak 1912; Wyoming, ABD – 11 Ağustos 1956; Springs, New York, ABD), soyut dışavurumcu ressam, 20. yüzyılın en önemli sanatçılarındadır. Damlatma tekniği (drip painting) ile boya karıştırma, fırça kullanımı gibi alışılagelmiş uygulamaları bir kenara bırakmış, yere serdiği devasa boyutlardaki tuval bezleri üzerinde hareket ederek boyayı dökme, damlatma, fırlatma suretiyle sonradan aksiyon/hareket resmi adı verilen resimler yapmıştır. Bu özelliğinden ve 'kötü adam' imajından ötürü Jack the Dripper lakabıyla da anılmıştır. 1951'den sonra koleksiyonerler ve galerilerden daha değişik resimler yapması için baskılar gelmeye başlamış, bu baskılar karşısında Pollock'un varolan alkol sorunu daha da büyümüş, resimleri karanlıklaşıp figüratif öğeleri de kapsamaya başlamıştır. 1956'da yaptığı araba kazası sonucu ölmüştür. Harekete ve sürece verdiği beden sanatı, süreç sanatı, performans sanatı, Fluxus, happening'ler gibi birçok çağdaş akımın temelini hazır...

Sanatın Farklı Tanımları: Platon ve Aristoteles’e Göre Sanatın Gerekliliği

Resim
Sanatın Farklı Tanımları: Platon ve Aristoteles’e Göre Sanatın Gerekliliği - Dilan Salkaya 15 Mayıs 2017 Sanatın var olma sebebini ve anlamını açıklığa kavuşturabilmek için kuramcılar, sanatçılar, eleştirmenler, sanatseverler neler yüklememişlerdir ki sanata. Estetik bir eğlendiri olmalı, insanı yetiştirmeli, haz vermeli, hayat dersi niteliği taşımalı gibi görüşlerin yanı sıra, iki işlevi birden yürüterek hem eğlendirip hem öğretmesi, hatta insanları yaşamın derin karanlıklarından kurtarıp ruhlarını Tanrıya doğru çevirmelerini sağlaması bile beklenmiştir sanattan. Kimi eleştirmenlere göre ideal bir yaşamın yaratıcısı olması gereken sanat, S. Moissej Kagan’ın Estetik ve Sanat Notları’nda; ”Sanat, acımasızca yargılamalı, insanlar arasında özel bir dil kurarak aracı olmalı, başkalarının anlayışına kapalı bir biçimde kişinin kendisinin anlatımı olmalı, fazladan enerjinin boşalışı olmalı, bir düş, bir sanrı, bir aktarım olmalı…” şeklinde bile tanımlanmıştır. Atina Okulu’ndan de...

Felsefenin Sonu Sanatın Başlangıcı - Joseph KOSUTH

Felsefenin Sonu Sanatın Başlangıcı (Art after Philosophy) Joseph KOSUTH (1972 Yılında Paris'de Fransızca'sından çevrilerek Türkiye'ye A. Çoker'e gönderilen, Kavramsal Sanat bakımından önemi büyük olan, bu yazı Sanat Tanımı Topluluğu tarafından 1980 yılında yayınlanan “Sanat Olarak Betik” de yer almıştır.) Geleneksel felsefe “söylenmemiş”le (gerçek hakkında yeni şeyler söylemekle) ilgilenmiştir. 20.Yüzyılın çözümsel felsefesinin yalnızca, “söylenmiş” olanı çözümlemeye yönelmesi, bunun gerekçesi olarak ileri sürülen “söylenmemiş olan sözle anlatılamazdır” yaklaşımı nedeniyledir. Hegel'in felsefesi,19.Yüzyılda, David Hume ve Kant öğretisiyle, Aydınlanma felsefesince belirlenmiş bir çağda bir soluklanma gibidir(1). Hegel, Newton’un mekaniğine seçenek getirirken, bir bilim olarak oluşmakta olan, Tarih’e dayandığı için, Darwin’in biyolojisini de değerlendiriyordu (2). Hegel Bilim’le Tanrıbilim arasındaki çatışmayı, kabul edilebilecek bir tarzda, çözüme götürür gibiydi. ...

Kavramsal Sanat’ın Oluşum Süreci ve Dil İle İlişkisi

Lebriz 20. Yüzyılda ortaya çıkan yeni sanat hareketlerinin tarihinin 1960 olması üzerinde durulmayacak bir tesadüf değildir. Farklı bakış açıları birçok sanat akımını doğurmuştur. Pop-Art, Yeni Gerçekçilik, Happening, Kavramsal Sanat gibi. 1960’ların sanatta bir dönüm noktası olmasının sosyolojik, kültürel, ekonomik birçok nedeni vardır. Bu bağlamda 1960 öncesi dönemde Avrupa’da ve ABD’de oluşan hareketler ve sanat akımlarının üzerinde durmak gerekir. 1945-1960 arasında Amerika’da New York Sanat Okulu’nda baş gösteren Soyut Dışavurumculuk akımı yeni bir sanat anlayışını müjdelemiştir. Amerika’nın sanat piyasasını etkileme arzusu ve bu yöndeki çalışmaları da 60’lar ruhunun doğmasında etkilidir. 1960-1970 arası, Amerika’nın endüstrisini kurup zenginleşerek sanata da fonlar ayırdığı dönemdir. Ayrıca 1960 tarihinden 40 yıl kadar önce, 1916’da kurulan, kısa süreli ama etkili bir akım olan Dadaizm yeni bir sanat anlayışı, hatta Dadaistlerin deyimleriyle anti-art ortaya koyarak 60’lar ruhunu,...

Kavramsal sanat

Kavramsal sanat terimi, 1960'larda artık kendilerini alışılageldik sanat eseri biçiminde göstermeyen sanat eserleri için kullanılmaya başlanmıştır. Fikir sanatı olarak da geçer. Kavramsal sanatçılar, bir resim veya heykel yapmak üzere yola koyulup bu amaca yönelik fikirler üretmek yerine geleneksel gereçlerin ve biçimlerin ötesinde düşünüp fikirlerini uygun malzemeler ile ifade etme amacı güderler. Klasik anlamda resim veya heykel tarzı nesneler, ticari mal olmaya elverişli olduklarından sanatsal yaratı ve beğeninin dışında tutulur. İlk olarak 1960'ların başında Henry Flynt tarafından bir Fluxus yayınında kavram sanatı olarak anılmıştır. Kavram sanatı, Joseph Kosuth ve Art&Language grubu tarafından daha sonra farklı anlamlarda kullanılmış, 1970'lerden itibaren ise 'kavramsal' kullanımı yaygınlaşmıştır. Kavramsal sanatta öncelik kavramda olduğundan ve metin (anlatı) ile de yakından bağlantılı olduğundan, bu sanat üretim şekli kendini her biçim ve malzemede göster...

New York ModernSanat Düşüncesini Nasıl Çaldı - kitap

Resim
Avangard sanatın özerklik iddiasının bir sorgusu niteliğindeki New York ModernSanat Düşüncesini Nasıl Çaldı, Amerikan kültür ve sanat dünyasındaAnti-Stalinizm ve Troçkizmden ‘sanat için sanat’a uzanan sürecin ilginçöyküsü. Serge Guilbaut, Amerikan kültür dünyasının sahne arkasındakisanat ve siyaset ağını irdeliyor. Dünya sanatının merkez iParis’ten New York’a nasıl taşındı? Amerikan Soyut Dışavurumculuğu’nun, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kazandığı büyük başarının ardındayalnızca sanatsal nedenler mi vardı? ‘Özgürlükler ülkesi’liberal Amerika, soyut sanatı bilinçli olarak mı destekledi? Hükümetinin Soğuk Savaş döneminde izlediği tutum, bilinçli bir sanat politikası mıydı? Yakın dönemin sanat tarihine tutulan bir ayna, sıra dışı bir sanat tarihi okuması.