Kavramsal Sanat’ın Oluşum Süreci ve Dil İle İlişkisi

Lebriz

20. Yüzyılda ortaya çıkan yeni sanat hareketlerinin tarihinin 1960 olması üzerinde durulmayacak bir tesadüf değildir. Farklı bakış açıları birçok sanat akımını doğurmuştur. Pop-Art, Yeni Gerçekçilik, Happening, Kavramsal Sanat gibi. 1960’ların sanatta bir dönüm noktası olmasının sosyolojik, kültürel, ekonomik birçok nedeni vardır. Bu bağlamda 1960 öncesi dönemde Avrupa’da ve ABD’de oluşan hareketler ve sanat akımlarının üzerinde durmak gerekir. 1945-1960 arasında Amerika’da New York Sanat Okulu’nda baş gösteren Soyut Dışavurumculuk akımı yeni bir sanat anlayışını müjdelemiştir. Amerika’nın sanat piyasasını etkileme arzusu ve bu yöndeki çalışmaları da 60’lar ruhunun doğmasında etkilidir. 1960-1970 arası, Amerika’nın endüstrisini kurup zenginleşerek sanata da fonlar ayırdığı dönemdir. Ayrıca 1960 tarihinden 40 yıl kadar önce, 1916’da kurulan, kısa süreli ama etkili bir akım olan Dadaizm yeni bir sanat anlayışı, hatta Dadaistlerin deyimleriyle anti-art ortaya koyarak 60’lar ruhunu, en çok da Kavramsal Sanat’ı etkilemiştir. Bu noktada bahsedilmesi gereken isim Marcel Duchamp'dır. Duchamp 1940'larda ortaya koyduğu çalışmalarıyla zihinselliği sanata dahil etmiştir. Duchamp'ın sanatının öngördüğü "düşünce olarak sanat" anlayışını her şeyden önce felsefeyle, dille, kimi zaman matematiksel formüllerle ilişkilendirerek kavram üzerinden izleyicinin algısına yönelik sanat çalışmaları ortaya koyan ilk Kavramsal sanatçılar arasında Sol Lewitt, Robert Barry, Lawrence Weiner, Joseph Kosuth, Mel Bochner gibi isimler yer almaktadır. Kavramsal sanatçıların en önemli isimlerinden olan Joseph Kosuth sanatı Duchamp’tan önce ve sonra olarak ayırmış ve şunları söylemiştir : “Duchamp’tan önceki sanat için bir ‘sanat koşulu’ vardır, ama onun diğer işlevleri ya da olma sebepleri öyle bir şekilde dile getiriliyor ki, onun açıkça sanat olarak işleme becerisi onun sanat koşulunu sınırlıyor ve onu minimal olarak sanat haline getiriyor.”1 Duchamp Kavramsal Sanatı sadece felsefi olarak beslemekle kalmamış, dili kullanarak ortaya koyduğu çalışmalarıyla da Kavramsal sanatçıları etkilemiştir. Duchamp Bekarları Tarafından Çırılçıplak Soyulan Gelin adlı çalışmasında Fransızca bir atasözü olan "Bekar kendi kakaosunu kendisi üretir"den yola çıkmıştır. Duchamp’ın Mona Lisa’sı da bu bağlamda okunabilir. Sanatçı yüzyıllardır bir kült nesnesi haline gelmiş, kutsallık atfedilmiş Leonardo Da Vinci’ye ait bu tablonun bir reprodüksiyonunu alarak ona sakal ve bıyık eklemiştir. Çalışmasını bununla da bitirmemiştir; alta ‘L.H.O.O.Q’ yazmıştır. Bu harflerin telaffuzu Fransızca’da ‘Ateşli bir kıçı var.’ sözünü çağrıştıracak şekildedir. Şüphesiz ki, onun dil ile yaptığı bu oyunlar Kavramsal Sanat ve dil ilişkisine giden yolda oldukça etkili olmuştur.

Kavramsal Sanat, yukarıda üzerinde durulduğu gibi, sanat pratiklerinin değişip dönüştüğü ve sanatın nesneye olan gereksiniminin tartışmaya açıldığı 1960'lı yıllarda oluşan bir eğilimdir. Kavramsal sanatçılar, sanat yapıtının maddi varlığına değil kavramsal varlığına önem vermişlerdir. Sanatın tarihsel sürecinde, düşüncenin, felsefi altyapının bu kadar önemli olduğu ilk akım olması Kavramsal Sanat’ı önemli kılar. Kavramsal Sanat, ilk ortaya çıktığında Düşünce Sanatı, Enformasyon Sanatı gibi isimlerle anılmıştır. 1961’de Henry Flynt “malzemesi kavram olan bir sanat”tan söz ederek Kavramsal Sanat terimini kullanmış; Minimalist sanatçı Sol LeWitt'in kendi yapıtlarının kavramsallığını vurgulamak için 1967'de Artforum dergisinde yayımladığı Kavramsal Sanat Üzerine Paragraflar yazısından sonra ise Kavramsal Sanat başlığı altında toplanmaya başlamıştır. Nesneyi dışlayarak yerine düşünceyi koyan Kavramsal sanatçılar, belgeler, fotoğraflar, haritalar, taslaklar, videolar vb. 'taşıyıcı araçlar' kullanarak sanatın geleneksel tanımını ve biçimini sorgulayan bir devrim gerçekleştirmişlerdir.2 Akıma adını veren Sol LeWitt nesnenin dışlanmasını şöyle dile getirir : “Fikirler sayılarla, fotoğraflarla, sözcüklerle ya da sanatçının seçtiği herhangi bir yolla ifade edilir, biçim önemsiz olur.” 3 Kavramsal sanatçılardan Robert Barry de Arthur R. Rose ile söyleşisinde “Birkaç yıl önce resim yaparken, bir yerde ışık ve başka nedenlerle bir türlü görülen resimlerin, başka yerde başka türlü göründüğünü fark ettim. Aynı nesne söz konusu olsa bile, başka bir sanat eseriydi.” demiştir. 4 Bu açıklama Robert Barry’nin de sanatını ortaya koyarken Sol LeWitt gibi biçimsellikten uzaklaşıp zihinselliği tercih ettiğini gösterir.


Kavramsal sanat; sanatı düşünceden ayırmayan, sanatçının sanat kuramı zemininden hareketle çalışmasını ortaya koyması gerektiğini savunan bir harekettir. Düşünceler kelimelerle yani dil ile ifade edildiği için kavramsal sanat linguistik ile çok ilgilidir. İngiltere'de Art & the Language grubu adından da anlaşıldığı gibi sanatı ve dili biraraya getiren sanatçılar tarafından 1968’de kurulmuştur. Kurucu sanatçılar Terry Atkinson, David Bainbridge, Michael Baldwin ve Harold Hurrel’dir. Art & the Language sanatçıları arasından Mel Bochner'e göre ideal bir kavramsal sanat yapıtı iki nokta üzerine temellenir. Birincisi, yapıtın tam bir dilsel karşılığının olabilmesi, yani tanımlanabilir olması ve dile getirildiğinde de yeniden deneyimlenebilmesi, sürekli tekrar edilebilir olmasıdır. İkincisi ise yapıtın hiçbir şekilde 'aura'sının ya da tekilliğinin olmamasıdır. Linguistik kavramcılığın başlıca temsilcileri arasında yer alan Lawrence Weiner'ın “Benim bir yapıtımdan haberdar olmuşsanız, o yapıt sizin olmuş demektir. Kimsenin kafasına girip yapıtımı geri alamayacağıma göre, bu böyledir.” şeklindeki açıklamaları da benzer tavırdadır. Bu gruba katılan Joseph Kosuth'un sanatla ilgilenmesinin nedeni her şeyden önce sanatı linguistik araçların içinde saymasıdır. Sanat alanını dil açısından araştırdıktan sonra Kosuth bugün kendisinin antropolojik diye adlandırdığı bir sanata yönlenmiştir. Burada nesne linguistik tanımlamanın yerini alır ve dış dünya ile özel olarak önerilmiş kavramların yapamayacağı kadar çok sayıda ve doğrudan ilişki kurar. Kosuth'un tümüyle kuramsal ve köktenci tutumu Art & Language grubunun görüşüyle uyum içindedir. Kosuth'un Bir ve Üç Sandalye (Resim 1) adlı yapıtı sanat ile dil arasında kurduğu ilişkinin en bariz örneklerinden biridir. Bu yapıtta bir sandalyenin fotoğrafı, hemen yanında gerçek bir sandalye ve onun da yanında sandalyenin tanımı vardır.5 Kosuth’un dil ile ilgili yaptığı bir diğer çalışması Düşünce Olarak Sanat Düşüncesi, Su adlıdır. Sanatçı belli bir biçimi ve rengi olmadığı için seçtiği suyu bütün nitelikleriyle inceledikten sonra, 1966’da ‘su’ sözcüğünün tanımını fotoğraflamış ve böylece “su” düşüncesini betimlemiştir. (Resim 2)

Semra Germaner kavramsal sanatçıların dil ile kurdukları ilişkiyi şöyle açıklıyor :“Kavramsal sanatçılar sanatın önermelerinin olgusal değil, dilsel karaktere sahip olduğunu düşünmüşlerdir. Yani, fiziksel, hatta zihinsel nesnelerin davranışını betimlemezler; sanat tanımlamalarını ya da sanat tanımlarının biçimsel sonuçlarını ifade ederler.”6 Bu sanatçılar resim yapmaktan kaçınmışlardır ve bunun nedenlerini Daniel Buren, Oliver Mosset, Michel Parmentier, Niele Toroni şöyle açıklamıştır : Çünkü resim bir oyundur, çünkü resim kompozisyon kurallarının (bilerek ya da bilmeyerek) uygulanmasıdır, çünkü resim hareketin dondurulmasıdır, çünkü resim imgelem için bir sıçrama tahtasıdır, çünkü resim ruhsal illüstrasyondur, çünkü resim haklılıktır, çünkü resim bir amaca hizmet eder, çünkü resim yapmak çiçeklere, kadınlara, erotizme, günlük ortama, sanata, Dadaizm’e, psikanalize ve Vietnam’daki savaşa estetik değer vermektir. Biz ressam değiliz.”7 Ressam olmadıklarını söyleyen, resimsel unsurları bir kenara fırlatıp atan bu sanatçılar, sanatsal ifade için kavramları seçmişlerdir. Sanatsal ifadelerini gerçekleştirirken dile başvurmuşlardır. Dil yukarıda da belirtildiği gibi daha önce başka sanatçılar tarafından da kullanılmıştır fakat bu kadar merkeze alınmamıştır. Kavramsal Sanat’ta kelimeler ve harfler artık görsel formların önündedir ve yazının kullanımı, bir düşünceyi belirtmenin en açık yollarından biri olarak görülmektedir. Sözcüğün yazılı betimlemesi, bir düşünceyi belirtmenin yanı sıra estetik bir kalite de içerdiğinden çok sayıda sanatçı tarafından kullanılmıştır: Shusaka Arakawa gibi. Arakawa tablolarında sözcüklere yalnızca linguistik mesajlarından ötürü değil, biçimlerinden dolayı da yer vermektedir. Arakawa’nın resimlerinde yazının imgesel bir değeri vardır. Onun yapıtlarında kavram resimsel bir ortamda ve anlamda kullanılmıştır.8 Reversibility No:1 resmi buna örnektir. (Resim 4) Bir başka kavramsal sanatçı Rudolp Mumprecht’in resimlerinde ise başlıca görsel ifade aracı olarak yer alan bir sözcüğün, bir cümlenin ya da bir metnin giderek jestüel uygulamalara ve soyut izlere dönüştüğü izlenebilir. Dolayısıyla yazının resim içinde kullanılışı çoğu kez resimsel bir düşünce yaratmaktadır.9 Buna Tablo-Yazı resmi iyi bir örnektir. (Resim 5) Kavramsal sanatçılar yazıyı her zaman kavramsal bir anlam taşıması için kullanmazlar. Buna en iyi örneklerden biri, Ben Vautier’dir. Semra Germaner’in Vauter için yorumu şöyledir : “Vautier’de betimlenmiş sözcükler her şeyden önce aykırı içeriğiyle şaşırtıcı, saldırgan ya da açıkça saçma bir düşünceyi göstermenin aracıdır.10 Vautier’in Plak Piyasasından Daha Ucuz Hiçbir Şey Yokturresmi buna bir örnektir. (Resim 6) John Baldessari’nin alt alta defalarca Daha Fazla Sıkıcı Sanat Yapmak İstemiyorum yazdığı çalışması da Kavramsal sanatın dil ile ilişkisini göstermesi açısından önemlidir. (Resim 3)

Kavramsal Sanat, resimsel olanı yıkmaya çalışıp dil ile sanatı birbirine yaklaştırmıştır. 60 Sonrası dönemde ortaya çıkan akım, bugün güncel sanatın en önemli dinamiklerinden olan kavramsallığı sanata sokmuştur. Felsefi bir altyapıyla kavramsallığa vurgu yapan sanatçılar görsel ifadelerini ortaya koyarken dili bir araç olarak kullanmışlardır.


5Semra Germaner, 1960 Sonrası Sanat, s. 51
6A.g.k, s. 904
7A.g.k, s. 908
8Semra Germaner, 1960 Sonrası Sanat, s. 52.
9A.g.k, s. 52.
10A.g.k, s. 52.

KAYNAKÇA :
ANTMEN, Ahu, 20. Yüzyıl Batı Sanatı’nda Akımlar, Sel Yayınevi
GERMANER, Semra, 1960 Sonrası Sanat, Kabalcı Yayınevi
HARRISON-Charles, WOOD-Paul, Sanat ve Kuram, Küre Yayınları.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Onlar Grubu